Reddedilmek ile başa çıkmak, özellikle değer verdiğimiz bir insan bizi görmezden geldiğinde veya bize eskisi kadar zaman ayırmadığında zorlaşır. Reddedilmeyi kişisel değerimizin bir göstergesi olarak gördüğümüzde ise yaşadığımız kırgınlık daha da derinleşir.
Zamanımız ve enerjimiz hayatımızdaki en değerli kaynaklar arasındadır. Bir ilişkiye sürekli emek verdiğimiz hâlde aynı ilgiyi karşı taraftan görmediğimizde hayal kırıklığı yaşarız. Bazen kendimizi önemsiz, değersiz veya istenmeyen biri gibi hissederiz.
Ancak bir insanın bize ayırdığı zaman ile bizim değerimiz aynı şey değildir. İnsanların davranışlarının ardında bizim bilmediğimiz pek çok neden bulunur. Bu nedenle reddedilme karşısında yapabileceğimiz en önemli şeylerden biri, başkasının davranışıyla kendi değerimizi birbirinden ayırmaktır.
Birisi Size Zaman Ayırmadığında Ne Yapmalısınız?
Hayatınızdaki önemli insanların size yeterince zaman ayırmadığını hissetmek inciticidir. Bir arkadaşınız mesajlarınıza eskisi kadar hızlı cevap vermeyebilir. Sevdiğiniz biri sizinle görüşmek yerine başka insanlarla zaman geçirebilir. Bir ilişkinin eskisi kadar karşılıklı olmadığını da fark edebilirsiniz.
Böyle durumlarda zihnimiz çoğu zaman boşlukları kendi yorumlarıyla doldurur.
“Artık beni önemsemiyor.”
“Benimle konuşmak istemiyor.”
“Herhalde yanlış bir şey yaptım.”
“Demek ki onun için yeterince değerli değilim.”
Oysa karşımızdaki kişinin ne düşündüğünü, hayatında neler yaşadığını veya davranışının neden değiştiğini açık bir iletişim olmadan kesin olarak bilemeyiz.
Elbette sürekli görmezden gelinmek veya ilişkinin bütün yükünü tek başımıza taşımak da göz ardı edilmemesi gereken bir durumdur. Buradaki amaç karşımızdaki kişinin davranışlarına sürekli mazeret bulmak değil, elimizde yeterli bilgi olmadan davranışı doğrudan kendi değerimizle ilişkilendirmemektir.
Başka bir insanı bizimle zaman geçirmeye, mesajlarımıza cevap vermeye veya ilişkiye bizim kadar emek vermeye zorlayamayız. Kontrol edebileceğimiz şey, bu durum karşısında ne yapacağımızdır.
Reddedilmeyle Başa Çıkmak İçin 10 İpucu
1. Durumu Olduğu Gibi Kabul Edin
Kabul etmek, yaşananlardan hoşlanmak veya karşı tarafın davranışını onaylamak anlamına gelmez. Gerçekliği sürekli değiştirmeye çalışmaktan vazgeçmek anlamına gelir.
Bir insan sizinle görüşmek istemiyorsa onu ikna etmeye çalışmak çoğu zaman daha fazla hayal kırıklığı yaratır. Sürekli mesaj göndermek, açıklama beklemek veya ilgisini yeniden kazanmak için çabalamak da enerjinizi tüketir.
Karşınızdaki insanın davranışını kontrol edemezsiniz. Ancak o davranış karşısında kendi sınırlarınızı belirleyebilirsiniz.
2. Kendi Değerinizi Başkasının İlgisiyle Ölçmeyin
Birinin size ayırdığı zaman, sizin ne kadar değerli olduğunuzu göstermez.
Reddedilmenin en acı veren taraflarından biri, yaşanan olayı kolayca kendimizle ilişkilendirmemizdir. “Beni istemiyorsa bende bir sorun var” düşüncesi tam da bu noktada ortaya çıkar.
Oysa bir insanın tercihleri, ihtiyaçları ve ilişki kurma biçimi öncelikle onun dünyası hakkında bilgi verir.
Kendi değerinizi başkasının ilgisine bağladığınızda kontrolü de farkında olmadan o kişiye bırakırsınız. Öz değer, dışarıdan sürekli onay toplamaktan değil, kendimizle kurduğumuz ilişkiden beslenir.
3. Enerjinizi Karşılık Gördüğünüz Yerlere Yönlendirin
Sürekli tek taraflı ilerleyen ilişkiler yorucudur.
Bir arkadaşlığı veya ilişkiyi ayakta tutmak için hep siz arıyor, siz mesaj gönderiyor ve siz plan yapıyorsanız bir süre sonra kendinize şu soruyu sorun:
“Bu ilişki gerçekten karşılıklı mı?”
Her ilişkinin her döneminde ilgi tamamen eşit olmak zorunda değildir. Bazen bir tarafın daha fazla desteğe ihtiyacı vardır. Ancak uzun süre boyunca bütün çabayı yalnızca bir kişinin göstermesi ilişkinin dengesini bozar.
Zamanınızı ve enerjinizi sizi önemseyen, sizinle iletişim kuran ve varlığınıza değer veren insanlara yönlendirin.
4. Kendinizle Olan İlişkinizi Güçlendirin
Reddedildiğimizde dikkatimizi genellikle bizi reddeden kişiye veririz. Neden böyle davrandığını düşünür, konuşmaları tekrar tekrar zihnimizde canlandırır ve nerede hata yaptığımızı bulmaya çalışırız.
Oysa bu dönemde dikkatimizi biraz da kendimize çevirmemiz gerekir.
Kendinize iyi gelen şeylere zaman ayırın. Sağlığınıza özen gösterin, sevdiğiniz insanlarla görüşün, uzun zamandır ertelediğiniz bir şeyi yapın veya yalnız geçirdiğiniz zamanı daha anlamlı hâle getirin.
Kendinizi sevmek yalnızca kendinize güzel sözler söylemek değildir. Kendi ihtiyaçlarınızı önemsemek ve kendinize gösterdiğiniz özeni başkalarının davranışlarına bağlı hâle getirmemektir.
5. Kendinize Zaman Tanıyın
Reddedilmek can yakar. Bu nedenle hemen iyi hissetmek zorunda değilsiniz.
Üzüntü, hayal kırıklığı, öfke veya kafa karışıklığı yaşamanız son derece doğaldır. Bu duyguları hızla ortadan kaldırmaya çalışmak yerine ne hissettiğinizi fark edin.
Ancak duygularınıza zaman tanımak ile sürekli aynı olayın içinde yaşamak arasında fark vardır. Acınızı kabul edin fakat hayatınızın merkezine yerleştirmeyin.
Zaman geçtikçe olayla aranıza duygusal bir mesafe girer ve yaşananları daha sakin değerlendirmeye başlarsınız.
6. Kendi Önceliklerinizi Belirleyin
Reddedilme bazen bütün dikkatimizi karşı tarafın ne istediğine yöneltir. Oysa sormamız gereken başka bir soru vardır:
Ben ne istiyorum?
Nasıl bir arkadaşlık istiyorsunuz? Bir ilişkide sizin için vazgeçilmez olan şeyler neler? Nasıl davranılmasını bekliyorsunuz? Hangi davranışları artık kabul etmek istemiyorsunuz?
Kendi önceliklerinizi bildiğinizde sınır koymak da kolaylaşır. Çünkü artık yalnızca birinin sizi isteyip istemediğine değil, o ilişkinin sizin için gerçekten iyi olup olmadığına da bakarsınız.
7. Duruma Başka Bir Açıdan Bakın
Reddedilme yaşadığımızda zihnimiz genellikle en olumsuz açıklamaya yönelir.
“Beni sevmiyor.”
“Benden sıkıldı.”
“Ben yeterli değilim.”
Bunların gerçek olduğunu düşünüyoruz ama çoğu zaman elimizde bunu kanıtlayan yeterli bilgi bulunmaz.
Kendinize şu soruyu sorun:
“Bu durumun başka bir açıklaması var mı?”
Karşınızdaki kişinin hayatında sizin bilmediğiniz sorunlar bulunabilir. Yoğun bir dönemden geçiyor veya kendi içine çekilmiş olabilir. Ya da gerçekten ilişkinizden uzaklaşmış olabilir.
Başka ihtimalleri düşünmek, karşı tarafın davranışını haklı çıkarmak anlamına gelmez. Yalnızca zihninizin ürettiği ilk açıklamayı mutlak gerçek olarak kabul etmemenizi sağlar.
8. Duygularınızı Bastırmak Yerine İşleyin
Reddedilmenin yarattığı duyguları yok saymak onların ortadan kalkmasını sağlamaz.
Üzüldüyseniz üzgün olduğunuzu kabul edin. Öfkelendiyseniz öfkenizin altında ne bulunduğunu anlamaya çalışın. Bazen öfkenin altında incinmişlik, hayal kırıklığı veya kaybetme korkusu vardır.
Günlük tutmak bu süreçte işe yarayan yöntemlerden biridir. Yaşananları ve hissettiklerinizi yazmak düşüncelerinizi daha net görmenizi sağlar.
Kendinize şu soruları da sorabilirsiniz:
“Bu olay bende hangi duyguyu yarattı?”
“Bu duygunun altında hangi düşünce var?”
“Yaşanan olayla ilgili bildiğim gerçekler neler?”
“Benim yorumladığım kısım hangisi?”
Bu ayrım, reddedilmeyi daha sağlıklı değerlendirmeyi kolaylaştırır.
9. Fazla Düşünme Döngüsünü Fark Edin
Reddedildikten sonra yaşanan konuşmaları tekrar tekrar düşünmek oldukça yaygındır.
“Şunu söylemeseydim ne olurdu?”
“Acaba mesajımı yanlış mı anladı?”
“Neden cevap vermedi?”
Zihnimiz belirsizliği sevmez ve cevap bulamadığında aynı soruların etrafında dönmeye başlar. Ancak aynı olayı tekrar tekrar düşünmek her zaman yeni bir cevap getirmez.
Kendinizi bu döngünün içinde yakaladığınızda dikkatinizi değiştirmeye çalışın. Yürüyüşe çıkın, başka bir işle ilgilenin veya düşüncelerinizi bir kâğıda yazıp konuyu o an için kapatın.
Her sorunun cevabını bilmek zorunda olmadığınızı kabul etmek de reddedilmeyle başa çıkmanın önemli bir parçasıdır.
10. Gücünüzü Yeniden Elinize Alın
Başkalarının bizi seçmesini beklerken bazen kendi hayatımızı yaşamayı unuturuz.
Birinin bizi aramasını, özlemesini, ilişkiye dönmesini veya değerimizi fark etmesini bekleriz. Böyle yaptığımızda mutluluğumuzun anahtarını da o kişinin eline bırakırız.
Kendinize şu soruyu sorun:
“Bu kişi hiçbir zaman istediğim şekilde davranmasa bile ben hayatımı nasıl yaşamak istiyorum?”
Bu soru dikkatinizi başkasının seçimlerinden kendi seçimlerinize taşır.
Kendinizi güçlendirmek, hiçbir şeye ihtiyaç duymamak veya kimseye bağlanmamak anlamına gelmez. İlişkiler hepimiz için önemlidir. Ancak hayatımızın yönünü yalnızca başkalarının bizi seçip seçmemesine göre belirlemek zorunda değiliz.
Reddedilmeyi Öz Değerinizden Ayırın
Birinin neden size zaman ayırmadığını her zaman öğrenemeyebilirsiniz. Bazen açık bir konuşma cevap verir, bazen de hiçbir açıklama gelmez.
Asıl önemli olan, cevabını bilmediğiniz soruların kendi değerinizi belirlemesine izin vermemektir.
Reddedilmek, değersiz olduğunuz anlamına gelmez. Bir ilişkinin sona ermesi, sevgiye layık olmadığınızı göstermez. Birinin sizi tercih etmemesi de başka insanların sizi tercih etmeyeceği anlamına gelmez.
Bazı reddedilmeler bizi gerçekten incitir. Bazıları ise zaman geçtikten sonra aslında bize uygun olmayan bir ilişkinin veya durumun sona erdiğini gösterir.
Her reddedilmeyi olumlu bir deneyime dönüştürmek zorunda değilsiniz. Bazen reddedilmek yalnızca acı verir. Fakat yaşanan acının kim olduğunuzu tanımlamasına izin vermemek sizin elinizdedir.
Daha Fazla Netlik Kazanmak
Başkalarının davranışlarını anlamaya çalışarak çok fazla zaman harcarız. Oysa bazen en önemli cevap karşımızdaki kişinin zihninde değil, kendi ihtiyaçlarımızdadır.
Bu ilişki bana nasıl hissettiriyor?
Sürekli karşılık bekleyen taraf ben miyim?
İhtiyaçlarımı açıkça ifade ettim mi?
Bu ilişkide kendim gibi davranabiliyor muyum?
Burada kalmamın nedeni sevgi mi, yoksa reddedilme korkusu mu?
Bu sorular reddedilmeyi yalnızca karşı tarafın bizi seçip seçmemesi üzerinden değerlendirmekten çıkarır. Kendi seçimlerimizi de görmemizi sağlar.
Çünkü hayatımızdaki herkesin bizi seçmesini sağlayamayız. Fakat zamanımızı, sevgimizi ve enerjimizi kime vereceğimiz konusunda söz sahibiyiz.
Reddedilmeyle başa çıkmak, reddedilmenin artık canımızı yakmaması anlamına gelmez. Asıl güç, bir başkasının seçiminin kendi değerimiz hakkındaki düşüncelerimizi belirlemesine izin vermemektir.
Sevgiyle ve Işıkla,
Sevgim Çöloğlu
