Anne ve babamızdan, hatta atalarımızdan yalnızca genetik özelliklerimizi almayız. İçinde büyüdüğümüz ailenin davranış biçimleri, korkuları, inançları ve ilişki kalıpları da yaşamımıza şekil verir.
Ailemizden Gelen Karma Nedir?
Spiritüel öğretiler, nesiller boyunca tekrar eden bazı yaşam derslerini ve döngüleri aile karması olarak açıklar.
Aile Karması Nasıl Oluşur?
Kimi yaşam dersleri öylesine zorlayıcıdır ki bazen doğuştan şanssız olduğumuza bile inanırız. Oysa spiritüel bakış açısı şanssızlıktan çok, tekrar eden yaşam derslerinden söz eder. Atalarımızın çözemediği çatışmaların, korkuların ve davranış kalıplarının nesilden nesile aktarıldığı anlatılır. Bütün bunların sonraki kuşakların hayatında farklı biçimlerde tekrar ettiğine dair inanış, aile karması kavramının temelini oluşturmaktadır.
Psikoloji konuya farklı bir açıdan yaklaşmaktadır. Ailemiz bize yalnızca fiziksel özelliklerini aktarmaz. Çocukluğumuz boyunca onların ilişki kurma biçimlerini, korkularını, öfkelerini ve hayat karşısındaki tutumlarını da gözlemleriz. Zamanla bunların bir bölümünü kendi davranışlarımızın parçası hâline getiririz. Bu nedenle birkaç kuşak boyunca benzer ilişki sorunları, korkular veya davranış kalıpları ortaya çıkabilir.
Spiritüel öğretiler bu tekrarları aile karmasıyla açıklarken psikoloji kuşaklar arası aktarım kavramıyla ele almaktadır. Bunlar aynı şey değildir. Bilimsel araştırmalar karma kavramını doğrulamaz ancak aileden öğrendiğimiz davranışların ve travmanın bazı etkilerinin sonraki kuşakların yaşamını etkilediğini göstermektedir.
Peki Karma Şifalandırılabilir mi?
Aslında karma sanıldığı kadar karmaşık değildir. Sevgisiz büyüyen bir birey, çocukluğunda öğrendiği tutumu kendi çocuklarına taşır. Anne ve babasının problemli ayrılığına küçük yaşlarda şahit olan bir çocuk, yetişkinliğinde evlilik ve yakın ilişkiler konusunda güvensizlik yaşayacaktır. Haksızlığı, adaletsizliği veya zorbalığı normalleştiren bir ailede büyüyen kişinin sağlıklı sınırları ve karşılıklı saygıyı öğrenmekte zorlanması tesadüf değildir.
Ancak burada önemli bir nokta var. Ailemizde yaşananların aynısını yaşamak zorunda değiliz. Çocukluğumuz bizi etkiler ama geleceğimizi tek başına belirlemez. İnsan kendi davranışlarını ve aileden öğrendiği kalıpları fark ettiğinde bunları değiştirme fırsatı yakalar.
Aile bireylerimizle aramızda çok güçlü duygusal bağlar bulunur. Onlara benzememeye çalışırken bile bazı davranışlarını farkında olmadan tekrarlayabiliriz. Bazen annemizin korkularını kendi korkumuz, babamızın hayata ilişkin inançlarını kendi düşüncemiz sanırız. Bu nedenle aile karması üzerinde çalışmanın ilk adımı, bize ait olanla ailemizden öğrendiğimiz şeyleri birbirinden ayırmaktır.
Spiritüel açıdan aile karmasını şifalandırmak, geçmişi değiştirmek anlamına gelmez. Geçmişten gelen ve artık bize hizmet etmeyen döngüyü fark edip onu devam ettirmemeyi seçmek anlamına gelir.
Karma Yaratmak Nedir?
Farklı Doğu felsefeleri karma kavramını farklı biçimlerde açıklar. En temel anlamıyla karma, eylemlerimiz ile bu eylemlerin sonuçları arasındaki ilişkiyi anlatır. Spiritüel yaklaşımlar ise yaptığımız seçimlerin yalnızca kendi yaşamımızı değil, çevremizdeki insanların yaşamını da etkilediğini söyler.
Başkalarına verdiğimiz zarar bazen yalnızca o anla sınırlı kalmaz. Sadakatsizlik bir ailenin güven duygusunu sarsar. Şiddet bir çocuğun dünyayı ve ilişkileri algılama biçiminde derin izler bırakır. Sürekli aşağılanan bir insan kendi değerini sorgulamaya başlar. Böylece bir kişinin davranışı bütün aile sistemini etkileyebilir ve etkileri sonraki kuşakların ilişkilerinde de kendisini gösterir.
Ancak iyi veya kötü davranışlarımızı DNA kodlarımızda taşıdığımızı söylemek doğru değildir. Genlerimiz sadakatsizliği, zorbalığı, kini veya “karma borcunu” nesilden nesle aktaran bir kayıt sistemi değildir. Çocuklar ailelerini gözlemler, ilişkilerin nasıl yaşandığını onlardan öğrenir ve aile içinde sürekli tekrarlanan bazı düşünceleri kendi gerçekleri gibi benimser.
Epigenetik ve kuşaklar arası travma üzerine yapılan araştırmalar da geçmişte yaşanan bazı çevresel ve travmatik deneyimlerin sonraki kuşaklarla ilişkisini inceler. Ancak bu araştırmalar spiritüel anlamdaki karmayı bilimsel olarak kanıtlamaz.
Peki Karma Nasıl Yaratılır?
Örneğin sadakatsiz bir eşin davranışı, karşısındaki kişinin güven duygusunu ve aile içindeki ilişkileri derinden etkiler. Yaşanan çatışmalar çocukların ilişkilere bakışında da iz bırakır. Ancak bu durum, sadakatsizlik yapan bir kişinin çocuklarının gelecekte mutlaka aldatılacağı veya aynı kaderi yaşayacağı anlamına gelmez.
Benzer biçimde haksızlığı alışkanlık hâline getirmiş bir aile büyüğünün, şiddete yönelen bir aile ferdinin veya kin ve nefretle hareket eden bir ebeveynin davranışları aile içinde yıllarca süren etkiler yaratır. Sonraki kuşaklar bu davranışları normal kabul ederek tekrar eder. Bazen de tam tersine onlardan kaçınmak için kendi hayatlarında başka uçlara savrulur.
Bazen aile karması büyük olaylardan çok, yıllarca tekrarlanan küçük cümlelerde kendisini gösterir. “Kimseye güvenme”, “Para kolay kazanılmaz”, “Bizim ailede evlilikler yürümez”, “İnsanlara fazla değer verirsen üzülürsün” gibi düşünceler çocukluk boyunca zihnimize yerleşir. Yıllar sonra bunları ailemizden öğrendiğimizi unutup kendi düşüncelerimiz sanarız.
İşte bu nedenle yaşam okulundaki en önemli derslerden biri farkındalıktır. Hangi düşüncenin gerçekten bize ait olduğunu, hangisini ailemizden öğrendiğimizi gördüğümüzde döngüyü değiştirmeye başlarız.
Affetmek Aile Karmasını Temizler mi?
Haksızlık yapan bir aile büyüğünün, şiddete yönelen bir aile ferdinin, kin ve nefretle hareket eden atalarımızın tutumunun aile karmasına işaret ettiği varsayılır. Benzer biçimde ihanet eden anne ya da babamızın davranışlarını affetmek, aile karmasının dönüşümüyle şifalandığı düşünülmektedir.
Ancak affetmek yapılan olumsuz davranışı kabul etmek demek değildir. Birinin aldığı karar yüzünden altüst olan hayatınızı yeniden toparlamak, geçmişte yaşananların bugünkü hayatınızı yönetmesine izin vermemek anlamına gelir.
Bununla birlikte iyileşmek için herkesi affetmek zorunda da değilsiniz. Özellikle şiddet, istismar veya ağır travmalar söz konusu olduğunda önce kendi güvenliğinizi sağlamak ve sağlıklı sınırlar koymak doğru olur. Bazen iyileşmek affetmekten önce uzaklaşmayı, yaşananın yanlış olduğunu kabul etmeyi ve kendinizi korumayı gerektirir.
Eğer affetmek sizin için anlamlıysa bunu karşınızdaki kişinin yaptıklarını onaylamak için değil, kendi içinizde taşıdığınız öfkenin hayatınızı yönetmesine izin vermemek için seçmeniz gerekir. Yanlış olanı görmek, geçmişi kabul etmek ve kendi hayatınızın sorumluluğunu yeniden almak gidişatı değiştiren önemli adımlardır.
Aileden Gelen Karma Borcunu Temizlemek İçin Ne Yapmak Gerek?
Spiritüel uygulamalar, aileden gelen karma üzerinde çalışmak için meditasyon, niyet ve bağışlama çalışmalarından yararlanır. Bazı spiritüel gelenekler bu çalışmaları 21 veya 40 gün sürdürmeyi tavsiye eder. Bilim bu sayıların karmayı temizlediğini göstermez. Ancak belirli bir süre boyunca aynı niyet üzerinde çalışmak, kendi düşüncelerinizi ve aileden taşıdığınız kalıpları daha yakından görmenize yardımcı olan kişisel bir ritüel hâline gelir.
Öncelikle ailenizde tekrar eden olayları düşünün. İlişkilerde, evliliklerde, para konusunda, öfke, güvensizlik, değersizlik veya terk edilme korkusunda birkaç kuşaktır devam eden benzerlikler var mı? Anne ve babanızdan öğrendiğiniz hangi düşünceleri bugün hâlâ taşıyorsunuz? En önemlisi, hangi davranışın veya inancın sizinle birlikte sona ermesini istiyorsunuz?
Ardından sessiz bir ortamda kendinizi en rahat hissettiğiniz pozisyonda oturun veya uzanın. Dilerseniz hafif bir müzik açın. Gözlerinizi kapatın, birkaç kez yavaşça nefes alın ve yüksek sesle ya da içinizden şöyle söyleyin:
“Şimdi ve tüm zamanlarda atalarımdan bana aktarıldığını hissettiğim, bildiğim veya bilmediğim ve artık bana hizmet etmeyen bütün negatif kalıpları, engelleri ve düğümleri bırakmayı seçiyorum. Kendi varoluşuma, kendi benliğime sahip çıkmayı ve kendi değerimin farkında olmayı seçiyorum. Bu dünyada var olma sebebim oldukları için anne ve babama ve atalarıma teşekkür ediyorum. Onların yaptıklarından ve yapmadıklarından kendimi özgürleştirmeyi seçiyorum.
Hazır olduğum yerde anne ve babamı ve atalarımı bağışlıyor, hazır olmadığım yerde ise kendime zaman ve şefkat tanıyorum. Bana ait olmayan yükleri taşımaktan vazgeçiyorum. Kendi irademe, kararlarıma ve seçimlerime sahip çıkarak yaşam yolculuğumda yürümeye ve sevgide kalmaya niyet ediyorum.”
Ailemizden bize ulaşan her şeyi değiştirmemiz imkansızdır. Geçmişte yaşananları silmemiz de öyle… Ancak geçmişten öğrendiğimiz hangi davranışı sürdüreceğimizi, hangi inancı sorgulayacağımızı ve hangi döngüyü bizden sonraki kuşağa taşımayacağımızı seçme özgürlüğü bize aittir. Çünkü bize kadar gelen bir döngünün bizden sonra devam etmesi gerekmez.
Sevgiyle ve Işıkla,
Sevgim Çöloğlu
