Niyet enerjisi, düşüncelerimizi ve dikkatimizi gerçekten istediğimiz yöne çevirmekle başlar. Ruhsal öğretilerde niyetin, insanın yaşamına yön veren güçlü bir başlangıç noktası olduğuna inanılır.
Bazen çok istediğimiz bir şey gerçekleşmez. Hatta ona yaklaştığımızı düşünürken giderek uzaklaştığımızı hissederiz.
Peki gerçekten ne istediğimizi biliyor muyuz?
Yoksa bir yanımız isterken diğer yanımız sürekli olmayacağından mı korkuyor?
Şimdi gerçekleşmesini çok istediğiniz ama bir türlü hayatınıza gelmeyen bir niyetinizi düşünün.
Ne istediğinizi net olarak ifade ettiniz mi?
Ona sahip olmayı isterken bir yandan olumsuz ihtimalleri düşünüp endişelendiniz mi?
“Neden olmadı? Nasıl olacak? Ne zaman olacak?” diye sürekli sorguladınız mı?
Niyetiniz başka bir insanın iradesine veya yaşamına müdahale ediyor mu?
Belki de mesele yalnızca istemek değildir.
Niyet; düşünce, dikkat, inanç ve eylemin aynı yöne çevrilmesiyle güç kazanır.
Çekim Yasası ile Niyetlerinizi Gerçekleştirmenin 9 Yolu
1. Tam Olarak Ne İstediğinizin Farkında Olun
Bir hayali gerçeğe dönüştürmenin ilk adımı, ne istediğinizi bilmektir.
Bazen bir şeyi istediğimizi söylerken kendi içimizde onun doğru seçim olup olmadığını sorgularız. Bir yanımız ilerlemek isterken diğer yanımız geri çekilir.
Bu nedenle kendinize açıkça sorun:
Ben gerçekten ne istiyorum?
Niyetiniz ne kadar net olursa, dikkatinizi ve eylemlerinizi o yönde toplamak da o kadar kolaylaşır.
2. Niyetinizin Önündeki İçsel Barikatları Fark Edin
Mutlu bir ilişkinin yalnızca filmlerde olduğuna inanıyorsanız, hayatınıza giren insanlara da bu inancın içinden bakarsınız.
“Her seven sonunda terk eder” düşüncesini taşıyorsanız, ilişkinizde yaşadığınız olayları bu korkunun süzgecinden yorumlarsınız.
“Para ancak çok büyük zorluklarla kazanılır” inancına sahipseniz, fırsatlara yaklaşımınız da bundan etkilenir.
İnançlarımız her zaman dış dünyayı sihirli biçimde değiştirmez; fakat neyi gördüğümüzü, nasıl karar verdiğimizi ve nasıl davrandığımızı güçlü biçimde etkiler.
Bu yüzden niyetinize giden yolda önce kendi zihninizdeki barikatları fark edin.
3. Şükür Boyutunda Kalın
Sahip olduklarınız için teşekkür edin.
Şükür, sürekli eksik olana odaklanmak yerine hayatımızda zaten var olan güzellikleri fark etmenin güçlü yollarından biridir.
Bu, istemekten vazgeçmek değildir.
Tam tersine:
“Henüz sahip olmadıklarım var ama şu anda sahip olduklarımı da görüyorum.”
diyebilmektir.
Eksikliğin içinde kaybolmak yerine şükrü hatırlayın.
4. Negatif Düşüncelerin Sizi Yönetmesine İzin Vermeyin
Olumsuz bir düşüncenin zihninizden geçmesi, niyetinizi bozmaz.
Hepimiz zaman zaman korkar, şüphe eder ve kötü ihtimalleri düşünürüz.
Önemli olan, bu düşünceleri mutlak gerçek kabul edip hayatımızı onların yönetmesine izin vermemektir.
“Ya olmazsa?” düşüncesi geldiğinde onunla savaşmak yerine fark edin.
Sonra kendinize sorun:
“Ben neyi seçmek istiyorum?”
Niyet, hiç olumsuz düşünmemek değil; korkuya rağmen yönünüzü yeniden seçmektir.
5. Alma ve Verme Dengesini Hatırlayın
Hayat yalnızca vermekten veya yalnızca almaktan oluşmaz.
Sürekli fedakârlık yapan, kendisine sunulan sevgiyi ve desteği kabul etmeyen biri zamanla tükenir.
Sürekli alan fakat karşılığında hiçbir şey vermeyen biri ise ilişkilerinde başka bir dengesizlik yaratır.
Size ikram edilen bir fincan kahveyi kabul etmek, birinin sevgisine karşılık vermek, yardım istemek veya gerektiğinde “hayır” demek de bu dengenin parçalarıdır.
Alın ve verin.
Her ikisine de izin verin.
6. Niyetinizi Herkesle Paylaşmak Zorunda Değilsiniz
Her hayalin herkes tarafından bilinmesi gerekmez.
Bazen yeni filizlenen bir niyeti sürekli anlatmak, başkalarının yorumlarının zihnimize karışmasına yol açar.
“Çok zor.”
“Bence yapamazsın.”
“Bundan emin misin?”
Bu sözler özellikle kendi kararımız henüz güçlenmemişse bizi etkiler.
Bu nedenle bazı niyetlerinizi bir süre yalnızca kendinizle paylaşmayı seçin.
Bu, başkalarının “enerjinizi bozacağı” anlamına gelmez.
Sadece kendi sesinizi başkalarının sesinden ayırabilmeniz için alan yaratır.
7. Niyetinize İnanın ama Eylemi Unutmayın
Bir şeyi gerçekten istediğiniz halde onun mümkün olduğuna hiç inanmıyorsanız, o yönde adım atmak da zorlaşır.
Fakat yalnızca inanmak da yeterli değildir.
Niyet yönünüzü belirler.
Eylem ise sizi o yönde ilerletir.
Hayalinize inanırken önünüze çıkan fırsatları görün, seçimlerinizi gözden geçirin ve gerektiğinde harekete geçin.
Niyet etmek ile beklemek aynı şey değildir.
8. Başkalarının İradesine Saygı Gösterin
Niyetiniz başka bir insanın zarar görmesine, iradesinin yok sayılmasına veya hayatının sizin arzunuza göre şekillenmesine dayanıyorsa bir kez daha düşünün.
Özellikle ilişkilerde niyet çalışmaları bazen “Şu kişi mutlaka bana geri dönsün” gibi başka bir insanın kararını kontrol etmeye yönelik hale gelir.
Oysa sağlıklı bir yaklaşım şöyle kurulabilir:
“Karşılıklı sevgi, saygı ve huzurun olduğu bir ilişkiye hayatımda yer açıyorum.”
Kimin, ne zaman ve hangi yoldan geleceğini kontrol etmek yerine kendi yaşamınızda yaratmak istediğiniz niteliğe odaklanın.
Bir başkasının üzerine basarak ulaşılan bir sonuç, ruhsal gelişim değildir.
9. Niyetinizi Sürekli Sorgulamayın
En sevdiğiniz televizyon programını beklerken kanalı her beş dakikada bir arayıp programın yayınlanıp yayınlanmayacağını sormazsınız.
Garsona sipariş verdiğinizde sürekli mutfağa girip yemeğin ne zaman çıkacağını kontrol etmezsiniz.
Niyetlerde de bazen aynı şeyi yapıyoruz.
“Ne zaman olacak?”
“Neden hâlâ olmadı?”
“Acaba yanlış mı yaptım?”
Sürekli sonucu kontrol etmek, dikkatimizi istediğimiz şeyden çok onun henüz gerçekleşmemiş olmasına yöneltir.
Niyetinizi belirleyin.
Elinizden geleni yapın.
Sonra biraz alan bırakın.
Niyetinizi bir düşünce balonu gibi hayal edin. İpine ne kadar sıkı tutunursanız onun özgürce hareket etmesine o kadar az izin verirsiniz.
Bazen bırakmak vazgeçmek değildir.
Bırakmak, her şeyi kontrol etmek zorunda olmadığınızı kabul etmektir.
Niyet Enerjisinin Asıl Gücü
Niyet enerjisinin gücünü, yalnızca “Bir şeyi düşündüm ve evren onu bana verdi” şeklinde görmek eksik kalır.
Asıl dönüşüm önce kendi içimizde başlar.
Neye dikkat ettiğimizi, hangi fırsatları fark ettiğimizi, hangi kararları verdiğimizi ve hangi yönde hareket ettiğimizi etkiler.
Ruhsal açıdan baktığımızda ise niyet, iç dünyamızla yaşamımız arasında kurduğumuz bilinçli bir bağdır.
Bu nedenle bir niyet belirlerken kendinize yalnızca,
“Ne istiyorum?”
diye sormayın.
Şunları da sorun:
“Bunu neden istiyorum?”
“Bu niyet beni nasıl bir insana dönüştürüyor?”
“Bu niyet için bugün hangi adımı atıyorum?”
Niyetinizi belirleyin, ona uygun adımları atın ve ardından hayatın size açacağı yollar için biraz alan bırakın.
Çünkü bazen gerçekleşmesini istediğimiz şeyden çok, ona giderken dönüştüğümüz insan hayatımızı değiştirir.
Sevgiyle ve Işıkla,
Sevgim Çöloğlu
