Yeni Zenginlik: Borçsuz Olmak mı?

Günümüz dünyasında gerçek zenginliğin neye benzediğini hiç düşündünüz mü? Taşmış bir banka hesabı mı zenginliği tanımlar, yoksa hikayenin daha fazlası mı var? Ya gerçek zenginliğin simgesi sadece borçsuzluk olsaydı?

Neden Kredi Kartı Kullanıyorsunuz?

Evinize yeni bir hava temizleme cihazı mı istiyorsunuz? Kredi kartı kullanın. Yepyeni bir araba mı? Kredi. Gardrop dolusu giysiye mi ihtiyacınız var? Online alışveriş sitelerinin renkli ışıklarla yanıp sönen harflerle gözünüze soktuğu alışveriş kredisinden yararlanın. Hatta market alışverişi gibi daha basit alışverişler için de kredi kartınızı son kuruşuna kadar taksitlendirin…

Pazarlama tekniklerinin en başında gelen madde, bir şeye ihtiyacınız olduğuna sizi inandırmaktır. İkincisiyse bunu neredeyse bedavaya alacağınız yanılgısına düşmenizi sağlamaktır. Öyle ya, mevsimlerin değiştiği ama taksitlerin bitmek bilmediği bir ödeme planına ikna olurken, yükleneceğiniz faiz ile aldığınız şey her ne ise bedelinin iki, belki de üç katına çıktığının farkında olmazsınız. Çünkü o sırada hipnotize olmuşsunuzdur. Minik taksitleri öderim nasılsa der, aylarca borç ödemekten karnınıza ağrılar gireceğini hiç hesaba katmadan bir çırpıda onay tuşuna basıverirsiniz.

Peki ne yapalım? Aldığımız maaş ancak yetiyor, ihtiyaçlarımız bitmiyor, çözüm yolları arıyoruz, bulunca da gözümüzü karartıp fırsatları değerlendiriyoruz. Daha iyi bir fikrin varsa söyle de bilelim! -mi diyorsunuz?

Tamam, anlatmaya başlıyorum. Taksitle tatil, ayakkabı, kedi maması, laptop, pijama, gece kremi ya da aklınıza başka ne gelirse satın almadan önce bilmeniz gereken şey, size ait olmayan bir parayı harcıyor olduğunuzdur. Bankalar size BORÇ verir, siz faiziyle geri ödeme koşuluyla ödünç parayı kullanırsınız. Krediniz onaylandığında hesabınıza yatan altı sıfırlı para sizin değildir. Bu konuda anlaşalım.

Borçlu Yaşamaktan Başka Çare Var mı?

Nasılsa ödenir diye çıkılan yolda ekonomik dengeler bu kadar değişken iken ve para piyasalarını etkileyen onlarca dinamik varken, en önemlisi de şu an kazandığınız paranın altı ay ile bir sene içerisinde yarı yarıya değer kaybedeceğine kesin gözüyle bakılırken, çoğunlukla nasılsa ödenir denilen her borç ya üst üste yapılandırılır ya da ödeme emriyle icralık olur. Aslında matematik basittir, şu an yüz birim değerinde gelir ile rahatça yaşamınızı sürdürürken, tüm bu dinamikler aldığınız yüz birimi zaman içinde eritir, değerini düşürür ve daha önce kolayca satın alabildiğiniz herhangi bir şeyin fiyatını ödeyemez hale gelirsiniz. O zaman en pratik çözüm olarak gördüğünüz yola, yani borçlu olma tuzağına saplanırsınız.

Ödeme koşullarına uyduğunuzda kredi kartı kullanmak elbette kolaylık sağlar. İşin aslı kredi kartlarının amacı da budur, borç para alıp zamanında geri ödemek! Para ödünç alma söz konusu olduğunda, tüm borçlar aynı değildir. İyi borç, genellikle finansal geleceğinize yapılan akıllı bir yatırım olarak görülür. Öğrenci kredisi, eğitim almanıza ve kazanç potansiyelinizi artırmanıza yardımcı olabilir. Konut kredisi, ev sahibi olma fırsatınız olabilir. Kredi kartları, elinizdeki nakitteki iniş çıkışları dengeleyebilir.

Öte yandan, batık borç genellikle lüks eşyalar veya arabalar gibi değer kaybeden varlıkları satın almak için kullanılan yüksek faizli kredileri ifade eder. Bu tür borçlar uzun vadede faiz ödemeleriyle size daha fazla maliyet getirir ve uzun vadeli finansal kazanç potansiyeli taşımaz. Sonuç olarak, alacağınız borç türü, mevcut geliriniz ve borcu geri ödeme yeteneğiniz de dahil olmak üzere mali durumunuza bağlı olmalıdır.

Hayali Zenginlik ve -mış Gibi Yaşamak

Hayatınızı küçültmek, istek ve ihtiyaçlarınızı azaltmak, lüks zevklerinizi bir süreliğine bırakmak yerine aynı standartı korumaya çalışmak işte bu tuzağa düşmenizi kaçınılmaz kılan nedenlerden sadece birkaçı.

Kredi kartı çılgınlığı nedeniyle, ciddi anlamda sahte zenginliğin ortaya çıktığı ise bir gerçek. Kredi sayesinde insanlar neredeyse her şeyi “satın alabiliyor”. Bu durum, zengin görünmeye ama gerçekte beş parasız olmaya yol açıyor. Tasarım ayakkabılar, kıyafetler ve gösterişli saç kesimleri, hafta sonu eğlenceleri, keyifli tatiller zenginmiş gibi yaşayan insanları bir kabusun içine çekiyor. Sadece trendlere ayak uydurmak bile servet kaybettiriyor. Ve bu, değerlerimizi alt üst ediyor. İnsanlar paraya sahip olmaktan çok zengin görünmekle ilgileniyorsa, ortada bir sorun var demektir.

Açık konuşalım: Zenginlik gösterisi yapanların yarısının aslında zengin olmadığını biliyoruz. Kredi kartı borçlarını, gecikmiş faturaları, belki de kirayı zar zor karşılayan bir maaşları var. Ama kredi kartı olmadan karşılayamayacakları lüks restoranlarda fotoğraf çekip sosyal medyada gururla paylaşıyorlar. Adeta bir filmde ücretsiz figüranlık yapar gibiler. Finansal anlamda güçlü olmayı taklit eden ve gelirlerine göre yaşamayan insanlar sadece başkalarını değil kendilerini de kandırıyor.

Acı Gerçek: Beş Parasız Olmak

Kimsenin sözünü etmek istemediği gerçek ise bu insanların aslında beş parasız olduğu… Omuzlarında faiz yükünü taşıyan, bir yerden alıp diğerine veren, borcun asgarisini kapatan insanların görmek istemediği ise ellerinde var olan paranın sağladığı koşullar kadar kendilerine sınır çizebilecekleri gerçeği. Yani sahip oldukları nakit para kadar… Fakat yığılmış kredi kartı borçları, icralık olmuş krediler, kara listeye girmiş kredi puanları, gecikme cezaları yüzünden ellerine geçen paranın nereye, nasıl uçup gittiğini fark etmeleri mümkün görünmüyor.

Kredi kartınızla harcama yaparken “gerçek” para harcamadığınızı, farkında bile olmadan kendinize inandırmak kolaydır. Ve teknik olarak bu doğrudur. Kredi kartlarıyla bir şeyi satın aldığınız anda ödeme yapmadığınız için, gelecekteki paranızı harcamak, şimdiki paranızı harcamaktan psikolojik olarak daha az acı verici olur.

Milyonlarca insan dışarıdan iyi görünürken sessizce borç batağında boğuluyor.

Evleri var ama tavanına kadar ipotek altında.
Arabaları var ama kiralık, kendilerine ait değil.
Gardıropları var ama kredi kartı borcu gardıroptan daha büyük.

Bu salgının bir adı var: tüketim borcu. Ve yoksulluktan daha kötü, çünkü kendini gizliyor. En azından yoksulsanız, nerede durduğunuzu bilirsiniz. Zenginmiş gibi davranırken, altınızdaki zeminin çöktüğünü bile görmezsiniz. İşin ironik yanı şu: Gerçekten zengin insanlar genellikle bunu sergilemezler. Buna ihtiyaçları da yoktur. Kapüşonlu sweatshirt ve yıpranmış spor ayakkabılar giyen sessiz milyonerler, Instagram’da gösteriş yapan kişiler kadar yaygındır.

Bu arada, en çok bağıranlar parası olmayanlar oluyor. Gösterişli arabalar, tasarımcı markaları, bitmek bilmeyen tatiller. Ne kadar çok hava atarlarsa, hesapları o kadar boşalır. Trajedi şu ki, gerçek zenginler servetlerini artırırken, sahte zenginler borçlarını artırıyor. Bir grup özgürlük inşa ediyor, diğer grup ise bir kafes.

Sahte Zenginliğin Nedeni Kültürel Çöküş mü?

Elbette, bu tamamen bireysel zayıflıktan kaynaklanmıyor. Toplum, durumu gerekenden çok daha kötü hale getiriyor. Görünüşün gerçekliğin önüne geçtiği bir kültürde yaşıyoruz. İşverenler, randevular, hatta ev sahipleri bile sizi görünüşünüze göre değerlendiriyor. Başarılı görünmüyorsanız, daha şans bulamadan işten çıkarılma riskiyle karşı karşıyasınız.

Bu yüzden insanlar rol yapıyor. Çünkü rol yapmamak sosyal intihar gibi gelebilir. Sorun şu ki, geçici statü artışı uzun vadeli zincirlerle birlikte geliyor. Sadece takım elbise için para ödemiyorsunuz. Temsil ettiği yalan için de para ödüyorsunuz.  İşte sizi korkutması gereken kısım: sahte zenginlik sadece kişisel bir sorun değil, modern ekonominin omurgasını oluşturuyor.

İnsanların parası varmış gibi davranması, birçok sektörün gelişmesine olanak sağlıyor. Lüks markalar, otomobil bayileri, kredi kartı şirketleri, hatta emlak piyasaları bile insanların imkanlarının ötesine geçmesinden kâr elde ediyor. Eğer herkes birdenbire gerçek bütçesi dahilinde yaşamaya başlasaydı, tüm sektörler çökerdi.

Bir düşünün: Hızlı moda taklitlerinin bitmek bilmeyen döngüsü, indirimli fiyatlarla zengin görünmek isteyen alışverişçilere bağlı. Otomobil piyasası sahiplik değil, kiralama üzerine kurulu. Seyahat acenteleri tatilleri, parası yetenlere değil, yıllar sonra bile ödeme yapmaya devam edecek kişilere satıyor.

Borç odaklı tüketim, sistemin motorudur. Sahte yaşam tarzınız sadece mali durumunuzu mahvetmekle kalmıyor, aynı zamanda kapitalizmi de canlı tutuyor. İşte bu yüzden sistem sizi rol yapmaya devam etmeye teşvik ediyor. Çünkü zenginlik yanılsamanız, başkalarının gerçek zenginliğini destekliyor.

Yeni Zenginlik Borçsuz Olmak!

Ya gerçek zenginliğin simgesi sadece borçsuzluk olsaydı?
Borçsuz olmak genellikle sağlam bir finansal yönetimi gösterir, mutlaka ağzına kadar dolu bir banka hesabını değil. Bu daha çok iç huzuruyla ilgilidir. Gece olduğunda huzurlu uykulara dalanların pek çoğunun neredeyse ya hiç borcu yoktur ya da üstlendiği borç miktarının nakit karşılığına sahiptir.

Birçok kişi, yalnızca yüksek maaş alanların borçsuz bir hayat sürebileceğine inanır. Ancak, gerekli giderlerinizi karşılayacak kadar kazanıyorsanız, sıkı bir bütçeye bağlı kalır ve akıllı harcama alışkanlıkları edinirseniz, bu hedefe doğru ilerleyebilirsiniz. Her zaman ne kadar kazandığınız değil, sahip olduklarınızı nasıl yönettiğiniz önemlidir.

Borçsuz bir yaşam sürmek, keyiften ödün vermek anlamına gelmez. Dışarıda yemek yemek, seyahat etmek veya sinemaya gitmek gibi aktiviteler tamamen mümkündür. Önemli olan, bu deneyimler için bütçe yapmak ve tasarruf etmektir, böylece daha sonra finansal sürprizlerle karşılaşmazsınız.

Finansal olarak temiz bir tablo, kişinin hayatına huzur getirir. Yaklaşan faturalar veya tahsilat aramaları olmadan, bireylerin stres seviyeleri belirgin şekilde azalır. Kazanılan her kuruşun üzerinde tam özerkliğe sahip olduğunuzu hayal edin. Borçsuz olmanın gücü işte tam da budur. Faiz oranlarının veya düzenli borç ödemelerinin prangaları olmadan, bireyler daha fazla nakit akışına ve paralarını istedikleri gibi tahsis etme özgürlüğüne sahip olurlar.

Hayali parayı özgürce harcamadan hayatınızın sıkıcı olacağını mı düşünüyorsunuz? “Keyiften ödün vermeden borçsuz olmak tamamen mümkün.“ Harcamalarınızı yaparken değerlerinizi göz önünde bulundurmayı benimseyerek işe koyulabilirsiniz. Örneğin, elinizde bir miktar para varsa, seçeneklerinizi değerlendirmek hayatınızı organize etmenize yardımcı olabilir. Yeni bir kıyafet mi yoksa güzel bir akşam yemeği mi size daha çok keyif verir? Bu şekilde, parayı amaçsızca harcamak yerine, kim olduğunuzla uyumlu bir şekilde harcama yapabilirsiniz.

Borç içindeyken, bunun normal olduğunu söylemeye can atan birçok insan olacaktır. Ancak borç kısa vadeli bir çözümdür; uzun vadeli bir yaşam tarzı olmak zorunda değildir. Borçtan kurtulduğunuzda, bu seslerin çoğunun artık geçerli olmadığını fark edersiniz.

Borçsuz Yaşamanın Artıları ve Eksileri

Diğer yaşam tarzı seçimlerinde olduğu gibi, borçsuz yaşamanın da kendine özgü artıları ve eksileri vardır. İşte borçsuz yaşamanın bazı faydaları ve zorlukları:

Borçsuz Yaşamın Avantajları

  • Finansal İstikrar: Borçtan kurtulmak size finansal özgürlük ve istikrar sağlayabilir. Faiz, gecikme ücretleri ve cezalar ödeme konusunda endişelenmenize gerek kalmaz, bu da mali durumunuzu etkileyebilir.
  • Daha Az Finansal Stres: Borçla ilgili stres, zihinsel ve fiziksel sağlığınızı etkileyebilir. Borçsuz yaşamak, endişelenmeniz gereken bir şeyi daha ortadan kaldırır.

Borçsuz Yaşamın Dezavantajları

  • Sıkı Bütçe Yönetimi: Borçsuz yaşamak, sıkı bir bütçe yönetimi ve disiplin gerektirebilir; bu da anlık hazlardan vazgeçmeyi veya önemli satın alımları ertelemeyi gerektirebilir.
  • Acil Durum Fonları Üzerindeki Baskı: Borcunuzun olmaması, beklenmedik bir masraf ortaya çıkana kadar paranızı yönetmeyi kolaylaştırabilir. Kredi kartına veya krediye erişimi sınırlamak, acil durum tasarruflarınız üzerinde daha fazla baskı oluşturabilir ve sizi finansal hedeflerinizden daha da uzaklaştırabilir.
  • Yaşam Kalitesi: Borçları zamanında ve sorumlu bir şekilde ödeme yükümlülüğü, sevmediğiniz bir işte çalışmanıza veya yaşam tarzı seçimlerinizi kısıtlamanıza neden olabilir. Ödemelerde gecikmenin cezaları önemli olabilir.

Sonuç olarak: Borçtan kurtulmak, hayır deme özgürlüğüdür.

Borçsuz olmak sadece finansal konularla ilgili değil; yükümlülüklerden kurtulmakla ilgili. Yeni fırsatlara evet diyebilirsiniz. Sizi tüketen durumlara hayır diyebilirsiniz. Dinlenebilirsiniz. Hayal kurabilirsiniz.

En güzel yanı ne mi? Bundan sonra ne olacağına siz karar veriyorsunuz ve bu, başkalarının başarı anlayışına benzemek zorunda değil.

Sadece borçlarınızı ödemeyeceksiniz. Hayatınızdan yıllar geri kazanacaksınız. O yılları iyi değerlendirin.

Sevgiyle ve Işıkla,

Sevgim Çöloğlu

www.sevgimcologlu.com web sitesinde yer alan herhangi bir içerik yazılı izin olmadan kopyalanamaz, değiştirilemez ve diğer basılı ve dijital alanlarda (web sitesi, blog, dergi, kitap vb.) kullanılamaz.

www.sevgimcologlu.com web sitesi ve yazarlarının hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda belirtilen hükümlerle korunmaktadır. www.sevgimcologlu.com’da yer alan bir yazı, makale, görsel vb. içeriğin başka bir mecrada yayınlanabilmesi için yazının hak sahibine telif hakkı ödenmeli veya içerik sahibinden yazılı izin almalıdır.

Bunların yanında web sitemizde bulunan yazı ve makalelere atıfta bulunabilir, içerikler makalelerde kaynak gösterilebilir, izin alarak, yazar adı ve yazının web sitemizde bulunan sayfasına bağlantı vererek alıntı yapılabilir. Yapılan alıntılarda kesinlikle değişiklik yapılamaz.

 

  • 125

0 Comments

Leave A Comment

You must be logged in to post a comment.