Eril ve Dişil Enerjiler İlişkileri Nasıl Etkiler?

İlişkiler yalnızca karakterlerimizin değil, taşıdığımız enerjilerin de karşılaştığı alanlardır. İlişkimizin altında yatan enerji dinamiğini anlayabilir ve kendi içimizdeki eril ve dişil enerjileri dengelemeyi öğrenebilirsek sağlıklı birliktelikler kurmaya, sürdürmeye başlayabiliriz. 

Eril ve Dişil Enerji Nedir?

Eril ve dişil enerjinin cinsiyetle doğrudan bir ilgisi yoktur; hepimizin içinde her iki enerji de vardır. Genel olarak erkeklerde eril, kadınlarda ise dişil enerjinin daha baskın olduğu kabul edilse de bu değişmez bir kural değildir. Bir kadının eril enerjisi daha güçlü olabileceği gibi bir erkeğin dişil enerjisi de daha baskın olabilir. Üstelik bu oran yaşamımız boyunca aynı kalmak zorunda değildir. Yaşadığımız deneyimler, üstlendiğimiz sorumluluklar, aile yapımız, içinde yetiştiğimiz kültür ve hayatta kendimizi korumak için geliştirdiğimiz davranış biçimleri hangi enerjiyi daha fazla kullandığımız üzerinde etkili olabilir.

Toplumun Kadın ve Erkeğe Biçtiği Enerji Rolleri

Yetiştirilme tarzımız ve kültürümüz nedeniyle çoğumuza bu iki enerjinin insanın doğasında birlikte bulunduğu öğretilmemiştir. Bunun yerine kadın ve erkek olmanın belirli davranış biçimleriyle tanımlandığı bir anlayışın içinde büyürüz. Bir erkek çocuğu ağladığında “erkekler ağlamaz” denmesi ya da duygularını açıkça ifade ettiğinde kadınsı davranmakla suçlanması bunun en bilinen örneklerinden biridir. Aynı biçimde oyuncak bebeklerle oynamak yerine kamyonlarla ilgilenen, toprağı kazan, yarışmayı seven veya daha hareketli olan bir kız çocuğu da kolaylıkla “erkek gibi” olarak tanımlanabilir.

Oysa burada gözden kaçırılan şey, bu özelliklerin yalnızca kadınlara ya da erkeklere ait olmadığıdır. Toplum binlerce yıldır eril ve dişil özelliklerin arasına keskin bir çizgi çekmiş, fakat bir kadının kendi eril tarafıyla ya da bir erkeğin kendi dişil tarafıyla nasıl sağlıklı bir ilişki kurabileceği üzerinde aynı ölçüde durmamıştır. Böylece insanın temel yapısında her iki yönün de bulunduğu gerçeği geri planda kalmış ve çoğumuz kendi doğamızın bir bölümünü yaşarken diğer bölümünü bastırmayı öğrenmişizdir.

Oysa bütünlük, bu enerjilerden birini reddetmekten değil, her ikisini de tanımaktan geçer. Eril tarafımız bize hareket etme, karar verme, yön belirleme ve dış dünyada kendimize bir alan açma gücü verirken; dişil tarafımız hissetmemizi, sezmemizi, kabul etmemizi, bağ kurmamızı ve yaşamın akışıyla ilişki kurmamızı sağlar. İnsan yalnızca bir kutuptan ibaret değildir. Her iki enerji de farklı zamanlarda ve farklı koşullarda yaşamımızın doğal bir parçası olarak ortaya çıkar.

İlişkilerde Eril ve Dişil Enerji Nasıl Çalışır?

Herhangi bir ilişkinin sağlıklı biçimde gelişebilmesi için partnerlerin yalnızca baskın enerjilerini değil, daha az kullandıkları enerji biçimlerini de tanımaları önemlidir. Çünkü iki enerji arasındaki denge bizi daha bütün hale getirirken ilişkinin de tek bir kutbun etkisi altında kalmasını engeller.

Eril ve dişil enerjileri bir mıknatısın iki kutbu gibi düşünebiliriz. İlişkide hangi kutupta durduğumuz, karşımızdaki insanın hangi kutupta bulunduğu ve bu iki enerji arasındaki mesafe ilişkinin niteliğini etkileyebilir. Bazen farklılıklarımız birbirimizi tamamlamamızı ve aramızdaki çekimin güçlenmesini sağlarken, bazen de aynı enerji biçiminde ısrar etmek ilişkinin içinde görünmeyen bir mücadele yaratabilir.

Kutupluluk ve Çekim

Kutupların birbirinden oldukça uzak olduğu, yani bir tarafta eril enerjinin diğer tarafta ise dişil enerjinin çok güçlü biçimde baskın olduğu ilişkilerde yoğun bir kimya, tutku ve cinsel çekim ortaya çıkabilir. İki uç arasındaki enerji farkı çekimi artırır. Ancak kutupluluğun çok güçlü olması tek başına ilişkinin derin ve dengeli olduğu anlamına gelmez. Taraflar birbirlerini son derece çekici buldukları halde zihinsel ya da duygusal anlamda aynı derinlikte buluşamayabilirler. Böyle bir ilişkide çekim güçlü olabilir fakat ortak bir alan yaratmak, birbirini anlamak ve ilişkinin daha derin katmanlarına ulaşmak zorlaşabilir.

Enerjiler kutbun merkezine doğru yaklaştığında ise çekimin yanında arkadaşlık, anlayış ve duygusal paylaşım daha görünür hale gelebilir. Partnerler birbirlerinin dünyasına daha rahat girebilir, anlamlı konuşmalar yapabilir ve birlikte daha istikrarlı bir alan oluşturabilirler. Burada önemli olan enerjilerin tamamen birbirine benzemesi değil, farklılıkların ilişkiyi besleyecek kadar korunurken iki insanın birbirine ulaşabilecek kadar da yakınlaşabilmesidir.

İki Eril Enerji: Güç Mücadelesi

Dengesizlik, enerjilerin aynı tarafta aşırı yoğunlaşmasıyla ortaya çıkabilir. Her iki partner de ilişkide baskın biçimde eril enerji gösterdiğinde mesele yalnızca kimin karar vereceği olmaktan çıkar ve zamanla bir güç mücadelesine dönüşebilir. Her ikisi de yön vermek, belirlemek ve kontrolü elinde tutmak ister.

Bir tartışmanın görünen konusu para, yaşam biçimi, gelecek planları veya başka bir mesele olabilir; fakat altında çoğu zaman “Kimin istediği olacak?” sorusu çalışır. İki taraf da geri çekilmeyi yenilgi gibi algıladığında ilişki, birbirini anlamaya çalışan iki insanın alanı olmaktan çıkarak iki iradenin karşı karşıya geldiği bir mücadele alanına dönüşebilir.

İki Dişil Enerji: Durağanlık

Her iki partnerin de dişil enerjinin pasif tarafında kaldığı ilişkilerde ise bunun tam tersi yaşanabilir. Taraflar birbirlerine karşı anlayışlı ve duygusal olarak yakın olsalar bile ilişkinin yönünü belirlemek, sorumluluk almak veya değişimi başlatmak konusunda çekimser kalabilirler. Kimse ilişkinin enerjisini ileri taşıyan kuvveti üstlenmediğinde zamanla hareket azalır.

Büyük çatışmalar yaşanmasa bile macera, heyecan ve ilerleme duygusu kaybolabilir. İlişki güvenli fakat durağan bir yapıya dönüşebilir. Buradaki sorun dişil enerjinin kendisi değil, ilişkiyi harekete geçirecek eril enerjinin yeterince devreye girememesidir.

Kadında Eril, Erkekte Dişil Enerji

Bir kadının eril enerjisi daha baskınsa, kendi dişil tarafıyla daha rahat temas kurabilen bir erkekle dengeli bir ilişki yaşayabilir. Böyle bir erkek partnerinin iş yaşamında güçlü olmasından, başarı kazanmasından, sorumluluk üstlenmesinden veya yaşamında belirgin bir yön sahibi olmasından rahatsız olmak zorunda değildir. Kadının gücünü kendi gücüne yönelik bir tehdit olarak algılamadığı için onun alanını daraltmaya çalışmaz.

Aynı biçimde daha fazla dişil enerji taşıyan bir kadın da karar alma, yön verme, koruma ve sorumluluk üstlenme tarafı güçlü olan eril enerjili bir partnerle kendisini daha uyumlu hissedebilir. Burada önemli olan hangi tarafın hangi enerjiyi taşıması gerektiğine ilişkin değişmez bir kural oluşturmak değildir. Asıl mesele, iki insanın enerjilerinin birbirleriyle nasıl karşılaştığı ve bu karşılaşmanın ilişkide çekim mi, çatışma mı, güven mi yoksa durağanlık mı yarattığını görebilmektir.

Eril ve Dişil Enerji Dengesi

Enerjileri ve ilişkinizi nasıl geliştirebileceğinizi anlamanın temelinde tek bir kavram vardır: denge. Denge, eril ve dişil enerjiyi eşit miktarda taşımak anlamına gelmez. Asıl denge, kişinin kendi temel enerjisini yaşayabilmesi fakat gerektiğinde daha az baskın olan enerjisine de ulaşabilmesidir.

Sağlıklı bir ilişkide partnerler birbirlerinin temel enerjilerine güvenirken kendi karşıt enerjilerini kullanmaktan da çekinmezler. Bazen erkek yön verir, kadın takip eder; başka bir durumda kadın yön verir ve erkek ona alan açar. Yaşamın koşulları değiştikçe ilişkinin içindeki enerji de hareket eder. Bazen bir tarafın güçlü olması gerekirken diğerinin desteklenmeye ihtiyacı olabilir; başka bir dönemde aynı roller tersine dönebilir. Bu nedenle gerçek denge sabit bir görev dağılımı değil, iki enerji arasında devam eden bir harekettir.

Yin ve Yang: Karşıtların Birliği

Yin ve Yang sembolünün anlattığı bütünlük de aslında budur. Yin’in içinde Yang’dan, Yang’ın içinde Yin’den bir parça vardır. İki kutup birbirini yok etmez; birbirinin varlığına alan açarak bütünü oluşturur.

İlişkilerde de benzer bir denge söz konusudur. Bir yapbozun iki parçasının birbirine uyması gibi düşünülebilir; ancak burada parçaların birbirlerinin eksiklerini kapatmasından çok, farklı biçimlerinin aynı bütünün içinde yer bulabilmesi önemlidir. Sağlıklı bir ilişkide iki insan birbirini tamamlamak adına kendi doğasından vazgeçmez; aksine kendi enerjisini korurken karşısındaki enerjinin de var olmasına izin verir.

Eril Enerji – YANG

Eril enerjide hareket önemli bir yer tutar. Bir şeyi düşünmekle yetinmek yerine onu gerçekleştirmeye yönelir. İnşa etmek, düzeltmek, çözmek, sonuç almak ve ilerlemek ister. Bir sorun gördüğünde ilk eğilimi çoğu zaman sorunun içinde uzun süre kalmak değil, onu çözebilecek bir yol bulmaktır.

Bu nedenle eril enerjinin güçlü özelliklerinden biri koruyuculuktur. Koruma yalnızca fiziksel tehlikeler karşısında ortaya çıkan bir özellik değildir; aynı zamanda kişinin sevdiği insanlara güvenli bir alan yaratma, gerektiğinde sorumluluk alma ve belirsizlik karşısında yön gösterebilme isteğidir. Pek çok kadının partnerinde aradığı güven duygusunun altında da yalnızca fiziksel güç değil, “Gerektiğinde bu insanın yanımda duracağını biliyorum.” hissi vardır.

Eril enerji güçlü ve kararlıdır. Ne istediğini bildiğinde ona doğru ilerlemekten çekinmez. Hızlı karar verebilir, hedef belirleyebilir ve bu hedefe ulaşmak için gerekli adımları planlayabilir. Yön ve amaç onun için önemlidir. Rekabet etmek, engelleri aşmak, kendisini geliştirmek ve başarı elde etmek eril enerjiyi harekete geçirebilir. Mantık ve analiz de bu enerjinin güçlü tarafları arasındadır.

Eril enerji çoğu zaman duygularını uzun uzun ifade etmek yerine düşüncelerini sözcükler ve eylemler üzerinden ortaya koymayı tercih eder. Bir meseleyi zihninde çözdüğünde onu geride bırakmak konusunda dişil enerjiye göre daha hızlı olabilir. Özgürlük ve bağımsızlık ihtiyacı da güçlüdür. Kendi alanına sahip olmak, kendi kararlarını verebilmek ve kendi gücünü deneyimlemek ister.

Bunun yanında eril enerji onaylanmayı ve yaptığı şeylerin görülmesini de önemser. Başarısının, çabasının ve yeterliliğinin takdir edilmesi onun için güçlü bir motivasyon yaratabilir. “Kahraman olma” isteğinin altında çoğu zaman yalnızca ego değil, değer verdiği insanların hayatında etkili ve gerekli olduğunu hissetme arzusu vardır.

Eril Enerjinin Gölge Yönü

Eril enerji sağlıklı kullanıldığında vizyonu eyleme dönüştürebilir, yapı kurabilir ve yaşamda ilerlemeyi sağlayabilir. Ancak aynı enerji dengesini kaybettiğinde ego, öfke, aşırı rekabet, kontrol ihtiyacı, küskünlük ve iç çatışma olarak kendisini gösterebilir.

Kararlılık buyurganlığa, özgüven kibre, koruma sahiplenmeye, liderlik tahakküme, hedefe bağlılık ise ne pahasına olursa olsun kazanma ihtiyacına dönüşebilir. Burada sorun kişinin güçlü olması değildir; gücün nasıl kullanıldığıdır. Sağlıklı eril enerji karşısındakini küçültmeden güçlü kalabilirken, gölge eril enerji kendi gücünü hissedebilmek için karşısındakinin alanını daraltmaya ihtiyaç duyabilir.

Dişil Enerji – YİN

Dişil enerji eril enerjiden farklı biçimde hareket eder; ancak farklı olması onun daha güçlü ya da daha zayıf olduğu anlamına gelmez. Dişil enerjinin doğasında yaratmak, hissetmek, kabul etmek, beslemek ve bağlantı kurmak vardır. Eril enerji bir şeyi gerçekleştirmek için dış dünyaya doğru hareket ederken dişil enerji deneyimin içine doğru derinleşir.

Dişil enerji yaratıcı ve ilham vericidir. Hayatı meydana getiren ve var olanı besleyerek büyüten tarafı temsil eder. Güzellikle güçlü bir bağı vardır; fakat burada güzellik yalnızca fiziksel estetik anlamına gelmez. Bir ortamın ruhunu, bir ilişkinin inceliklerini, bir insanın duygusal değişimlerini veya görünürde ifade edilmeyen şeyleri fark edebilme yeteneği de bu enerjinin algılayıcı doğasının parçasıdır.

Besleyici ve destekleyicidir. Sevgi vermek kadar sevgiyi almak da dişil enerjinin doğasında bulunur. Değerli olduğunu hissetmek, görülmek, beğenilmek ve takdir edilmek dişil enerjiyi açar. Eril enerjinin sevgisini ve koruyuculuğunu kabul edebilmek de bu alıcı niteliğin bir parçasıdır.

Dişil enerji sezgisel ve empatiktir. Her şeyi yalnızca sözcükler ve mantık üzerinden değerlendirmez; bir durumun altında yatan duyguyu, söylenmeyeni ve hissedileni de algılar. Bu nedenle akışkan bir yapıya sahiptir. Duyguları sabit değildir; bir nehrin akışı gibi değişebilir, derinleşebilir ve başka bir biçime dönüşebilir.

Dişil enerji hayranlık ve takdirle de beslenir. Görüldüğünü, beğenildiğini ve değerinin fark edildiğini hissetmek onun kendisini daha özgür ifade etmesine yardımcı olur. Ancak burada ihtiyaç duyulan yalnızca fiziksel güzelliğin takdir edilmesi değildir. Duyarlılığının, yaratıcılığının, sezgisinin, emeğinin ve varlığının görülmesi de aynı derecede önemlidir.

Dişil Enerjinin Gölge Yönü

Dişil enerji de dengesini kaybettiğinde kendi gölge yönünü ortaya çıkarabilir. Hassasiyet aşırı alınganlığa, teslimiyet güçsüzlüğe, kabul pasifliğe, sevgi ihtiyacı sürekli onay arayışına ve empati kendi ihtiyaçlarını unutmaya dönüşebilir.

Kişi kendi gücünü kullanmak yerine hayatının sorumluluğunu başkalarına bırakmaya başlayabilir. Hislerini açıkça ifade etmek yerine anlaşılmayı bekleyebilir, sınır koymak yerine kırılabilir veya kendi iradesini kullanmak yerine karşısındakinin kararlarına bağımlı hale gelebilir. Dolayısıyla dişil enerjinin sağlıklı ifadesi güçsüzlük değildir. Sağlıklı dişil enerji kendi merkezini kaybetmeden açılabilir, kabul edebilir ve güvenebilir.

Dengenin Bozulduğunu Nasıl Anlarız?

Kendimize dürüstçe baktığımızda hangi enerjiyi dengesiz kullandığımızı davranışlarımızdan fark edebiliriz. Eril enerjinin olumsuz tarafında uzun süre kaldığımızda öfkeli, hırçın, buyurgan, inatçı, kibirli, affetmekte zorlanan, aşırı hırslı veya sürekli rekabet halinde birine dönüşebiliriz. Burada insanın gücü kaybolmaz; fakat güç yapıcı niteliğini kaybederek çatışma üretmeye başlar.

Dişil enerjinin olumsuz tarafında kaldığımızda ise melankoli, aşırı alınganlık, güçsüzlük hissi, cesaretsizlik, suskunluk veya sürekli geri çekilme ortaya çıkabilir. Kişi hissetmekle duygularının içinde kaybolmayı, teslimiyetle kendi iradesinden vazgeçmeyi birbirine karıştırabilir. Böylece dişil enerjinin doğal gücü olan sezgi, kabul ve duygusal derinlik kişinin kendisini ifade edemediği bir pasifliğe dönüşebilir.

Anahtar: Denge

Eril ve dişil enerjiler hem eşit derecede önemli hem de gereklidir. Dengeli olmak, yaşamımızı yönetebilmek ve sağlıklı ilişkiler kurabilmek için her iki enerjiye de ihtiyacımız vardır. Mesele birini seçip diğerinden vazgeçmek değil, her bir enerjinin ne zaman ve ne ölçüde gerekli olduğunu anlayabilmektir.

Bazen eril enerjimizin kararlılığına, bazen dişil enerjimizin sezgisine ihtiyacımız vardır. Bazen ilerlememiz, bazen beklememiz; bazen yön vermemiz, bazen de güvenerek alan açmamız gerekir. Yaşamın her anında aynı kutupta kalmak denge değildir. Denge, koşullar değiştiğinde bizim de kendi içimizde hareket edebilmemizdir.

İlişkilerde de gerçek uyum, iki tarafın birbirine benzemesiyle değil, farklı enerjilerin birbirlerini yok etmeden birlikte var olabilmesiyle ortaya çıkar. Kendi eril ve dişil tarafıyla temas halinde olan insan, partnerinden kendi içinde bastırdığı enerjiyi sürekli taşımasını beklemek zorunda kalmaz. Karşısındaki insan artık onun eksik parçası değil, kendi bütünlüğü içinde karşılaştığı başka bir bütündür.

Belki de eril ve dişil enerjiler arasındaki en derin denge tam olarak burada ortaya çıkar: Kendi kutbumuzu kaybetmeden karşı kutba yaklaşabilmek; yön verirken kontrol etmemek, teslim olurken kendimizden vazgeçmemek, güçlü olurken kalbimizi kapatmamak ve severken kendi merkezimizi kaybetmemek gerekir.

Sevgiyle ve Işıkla,

Sevgim Çöloğlu

  • 350

YOU MIGHT ALSO LIKE

0 Comments

Leave A Comment

You must be logged in to post a comment.