Ya Zül Celali ve’l İkram Esması

Ya Zül Celâli ve’l İkram ismi, Allah’ın hem büyüklüğünü hem de insanı saran şefkatini aynı anda anlatan çok özel bir isimdir. Bu ifadeyi okurken insanın içinde iki duygu aynı anda uyanır: hayranlık ve huzur.

Celal ve İkram Hangi Derin Manayı Barındırır?

Çünkü “celâl”, Allah’ın akılla kavranması zor olan yüceliğini, evreni ayakta tutan düzeni ve kudretini hatırlatırken; “ikrâm”, aynı büyüklüğün içinde insana uzanan ince lütfu, merhameti, ihsanı ve değer verilişi anlatır. Bir dağın heybetine bakıp hem “ne kadar büyük” hem de “ne kadar güven verici” demek gibidir bu. Dağ seni korkutmaz; tam tersine varlığıyla seni koruduğunu hissettirir. Celâl de böyledir. Büyüklüğüyle insanı ezmez, aksine insanı toparlar.

İkram tarafı ise çok daha yakından hissedilir. Bu kelime, Allah’ın kullarını yalnızca gözeten değil, aynı zamanda onlara iyilik eden yönünü taşır. Bazen bir kolaylık, bazen umutsuz bir anda gelen bir ışık, bazen içe çöken bir huzur… İkram, insanın hayatında kendiliğinden beliren o küçük ama anlamlı iyiliklerin arkasındaki ilahî özeni ifade eder. Bu iki yön yan yana geldiğinde isim insana şunu söyler: “Seni koruyan büyük bir Rab var ve o Rab seni sevgiyle gözetiyor.”

Ya Zül Celali ve’l İkram Kuran’da Hangi Surede Geçer?

Kur’an’da özellikle Rahman Suresi’nin sonunda geçmesi boşuna değildir. Bütün sure boyunca bahsedilen nimetlerin, rahmetin ve düzenin ardından bu isim adeta bir mühür gibi kapanır. Sure sanki şöyle der: “Bu gördüğün güzelliklerin hepsi, celâl sahibi ve ikramı bol olan Rabbin eseridir.” Böylece insan hem evreni dolduran büyüklüğü hem de kalbine değen sıcaklığı aynı isimde bulur.

Bu ismi zikretmek de benzer bir his taşır. “Yâ Zül Celâli ve’l İkrâm” dediğinde, bir yandan Rabbine saygı ve teslimiyetle yönelirsin, diğer yandan O’nun seni unutmayan bir yakınlıkla sardığını hissedersin. Zikre başlamadan önce kısa bir niyet bile yeterlidir: “Yüceliğini ve lütfunu hatırlamak için zikrediyorum.” Ardından yavaş bir nefes alıp verirsin ve isim kalbinde yumuşak bir ritimle akmaya başlar. Tekrar sayısı önemli değildir; isteyen on bir defa söyler, isteyen otuz üç ya da doksan dokuz. Esas olan, ismi söylerken kalpte beliren o derin güven duygusudur.

Ya Zül Celali ve’l İkram Esmasının Faziletleri Nelerdir?

Bu isim hayatın birçok anında insanın ruhuna iyi gelir. Kalbin sıkıştığı zamanlarda güven verir, yalnız hissettiğinde yakınlık hatırlatır, bir şeylerin ağır geldiği dönemlerde yükünü hafifletir. Çünkü bu isim sana şunu anlatır: Bütün evrenin sahibi olan Rab, senin en küçük hâlini bile biliyor ve seni yalnız bırakmıyor.

Bu zikir günün her anında yapılabilir ama bazı zamanlarda daha derin hissedilir. Sabahın ilk ışıklarıyla yapılan zikir, insanın gün boyunca kendini daha güvende hissetmesini sağlar. Günün ağırlığının çökmeye başladığı akşam saatlerinde ise bu isim yorgunluğu dağıtır ve içte kalan kırıkları yumuşatır. Gece yapılan zikir ise en derinidir; çünkü herkesin sustuğu o saatlerde insan kendi kalbinin sesini daha net duyar. Bir belirsizlik anında bu isim bir yön hissi verir; sıkıntının sebepsizce çöktüğü zamanlarda ise kalbi hızlıca ferahlatır. Sevinç anlarında söylenirse, insan aldığı nimetin arkasındaki lütfu daha iyi görür ve şükrü derinleşir.

Bunu da okumak ilginizi çekebilir;

Esma-ül Hüsnalar ve Mucizeleri ile DNA kodlarımızda var olan sıfatları keşfedin.

Zikir Adedi Nedir?

Zikir adedi konusunda net bir zorunluluk yoktur, çünkü bu isim bir formülden çok bir yöneliştir. Yine de insanlar asırlardır bazı sayıları daha uygun bulmuşlardır. Mesela kısa bir toparlanmaya ihtiyaç duyduğunda, kalbin biraz sıkışmış ama zihnin dağılmamışken on bir defa söylemek yeterli olur. On bir tekrar hem hafif hem de hemen etkisini hissettiren bir ritimdir. Günün ortasında, nefesin daraldığında veya birkaç saniyelik bir duraklamaya ihtiyaç duyduğunda bu sayı adeta bir “derin nefes” yerine geçer.

İnsanın kalbi biraz daha ağır olduğunda, içinde bir tortu biriktiğinde, sanki yaşadığın şey seni içten içe yorduğunda otuz üç tekrar çok daha yerinde olur. Otuz üç, kelimenin kalbe yerleşmesini sağlar. Bu sayı bir çeşit iç temizlik gibidir ne çok uzun ne çok kısa, tam kararında. İnsan özellikle belirsizlik dönemlerinde, karar veremediğinde, bir şeyleri anlamaya çalışırken otuz üç tekrarın zihni açtığını hisseder.

Daha derin bir arınma, daha yoğun bir teslimiyet ya da içini gerçekten hafifletme ihtiyacı varsa doksan dokuz tekrar kullanılır. Bu sayı, kalbi yavaşça bir kıyıya çeken uzun bir akıntı gibidir. İnsan en kırgın zamanlarında, arayış dönemlerinde, çok fazla yükün üst üste bindiği günlerde doksan dokuz tekrar okur ve isim, her tekrarında iç dünyada bir odanın kapısını daha kapatır. Bu sayı, geceleri herkes uyumuşken yapılan zikre çok yakışır; çünkü sessizlikte tekrar eden isim, kalbin ritmiyle kolayca birleşir.

Günün Hangi Saatinde Zikredilir?

Bazı zikirler günün belli saatlerine daha çok yakışır. Zül Celâli ve’l İkrâm ise neredeyse her anın içine sığabilen bir isimdir ama bazı zamanlarda etkisi çok daha derin hissedilir. Mesela sabahın ilk saatlerinde, henüz hava tam aydınlanmamışken, ev sessiz ve zaman yavaş akarken bu ismi söylemek insana güçlü bir başlangıç verir. Sabah zikirleri genelde günün tonunu belirler ve bu ismin sabah söylenişi hem korunduğunu hissettiren bir güven hem de önüne bir yol açılıyormuş gibi bir ferahlık bırakır. Günün geri kalanı ne kadar yoğun olursa olsun, sabah edilen bu zikir insanı sanki içten içe taşır.

Zül Celâli ve’l İkrâm, sonunda insana tek bir cümleyi hissettirir: “Ben hem korunuyorum hem seviliyorum.” Bu cümle bir dua gibi değildir; daha çok kalbin kendi kendine söylediği bir gerçektir. İşte bu isim de tam olarak bunu kalbe yerleştirir.

Sevgiyle ve Işıkla,

Sevgim Çöloğlu

 

www.sevgimcologlu.com web sitesinde yer alan herhangi bir içerik yazılı izin olmadan kopyalanamaz, değiştirilemez ve diğer basılı ve dijital alanlarda (web sitesi, blog, dergi, kitap vb.) kullanılamaz.

www.sevgimcologlu.com web sitesi ve yazarlarının hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda belirtilen hükümlerle korunmaktadır. www.sevgimcologlu.com’da yer alan bir yazı, makale, görsel vb. içeriğin başka bir mecrada yayınlanabilmesi için yazının hak sahibine telif hakkı ödenmeli veya içerik sahibinden yazılı izin almalıdır.

Bunların yanında web sitemizde bulunan yazı ve makalelere atıfta bulunabilir, içerikler makalelerde kaynak gösterilebilir, izin alarak, yazar adı ve yazının web sitemizde bulunan sayfasına bağlantı vererek alıntı yapılabilir. Yapılan alıntılarda kesinlikle değişiklik yapılamaz.

 

 

 

 

  • 56

YOU MIGHT ALSO LIKE

0 Comments

Leave A Comment

You must be logged in to post a comment.